Önce bilgisayarım yandı, sonra internetim bozuldu. Uzun süreden beri ilk defa buralardayım. Öncelikle yazılarımı yazdığım, hayatımın %62,87’sinin geçtiği bu küçük yaşam bölgesini sizinle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum;
(olası sorulara, cevaplar: çerçevedekiler ablam ve ben, arkadaki gözlüklü yine ben, evet iphone’um olmadığı için aşağılık bir pisliğim, fem’e gitmiyorum, resimi 17 yaşındaki arkadaşım yaptı, evet 17)

Sonra masa başı işte çalışanlara üzüldüm bunu görünce. Baksanıza! Ne havalı bir iş.

Bir Cuma pazarı annem onu, tam bacakları sakat diye öldürülecekken bulmuş ve hemen satın almış. Adı yok çünkü ben çok kararsız bi insanım ve o da 3. günde öldü. Bir dakikalık saygı duruşu.

Bunlarda bizim zeytin ağacımızın kovuğunda yaşayan küçücük yavru kuşlar. Onları Ayşe (kedi) sayesinde farkettim. Çünkü patisini kovuğun içine sokmuş karıştırıyordu. Uzun süredir ilk defa bu kadar severek bir fotoğraf çektim. Sanırım fotoğraf çekmeye ara vermemeliyim.
Sonra tekrar bi ara şeyyaparım. Üşenmezsem.




